Sebzelerin Efsanevi Tarihi

Sebzelerin Efsanevi Tarihi
  • Yazar

    Evelyne Bloch-Dano

  • Orijinal Adı

    La Fabuleuse Histoire Des Legumes

  • Fransızcadan Çeviren

    Nihan Özyıldırım

  • Genel Yayın Yönetmeni

    Güzin Yalın

  • Düzelten

    Nejla Özgür Şeker

  • Yayına Hazırlayan

    Güzin Yalın

  • Kapak Tasarım

    Ömer Ülkenciler

  • ISBN

    978-605-64248-6-1

  • Sayfa Sayısı

    152

  • Yayın Tarihi

  • Fiyat

    27

Sebzelerin akla hayale gelmedik öyküleri, kıtalararası yolculukları, yüzyıllar içindeki serüvenleri…

Rönesans döneminde enginar, afrodizyak etkilerinden dolayı çok rağbet görüyordu. Avrupalılar yerelması yemeyi Kanada yerlilerinden öğrenmişlerdi. Marcel Proust taze fasulye tutkunuydu. Lahana turşusunun Hollanda denizciliğinin gelişmesine büyük katkıları olmuştu. Yabanhavucu, eski bir Kelt geleneği olan cadılar bayramında balkabağından çok önce yer almıştı. Gregor Mendel kalıtım yasasını bezelyeler üzerinden keşfetmişti. Domatesin adamotuyla karanlık ilişkisi, Avrupalıların uzun süre ondan sakınmalarına sebep olmuştu. Külkedisi balkabağından arabası sayesinde prensesliğe terfi etmiş, başka bir prensesin prenses olduğuysa bir bezelye tanesi sayesinde anlaşılmıştı. Biber gazının ana maddesi olan capsaicine’i en yoğun olarak barındıran biber türlerinden biri Kuzey Hindistan’da keşfedilmişti.

Günlük hayatımızda çoğu zaman fazla dikkate değer bulmadığımız sebzeler, dünya tarihinden edebiyata, botanikten beslenmeye, sanattan kültüre, hayatlarımızla iç içe geçmiştir aslında. Fransa’da l’Essai Gourmand Eugénie Brazier ödülü alan bu şaşırtıcı ve eğlenceli kitap, sebzelerin itibarını iade ederken kültür tarihine de zengin bir pencere açıyor.

Kitaptan alıntı

“Dolayısıyla sebzelerden söz etmek; bir bölgeyi, bir kültürü araştırmaya çıkmak, bir kelimenin etimolojisinin içinde gizlenen hikayenin izlerini bulmak, bir bölgenin ürününden bir başkasına, bir ülkeden bir ülkeye, sembolik bir alandan bir diğerine yolculuk etmek –neden havuç yiyen sevimli olur ve bebekler lahananın içinde doğar?*–, bir çorbadan bir şiire, bir tablodan Paris sokaklarında arabalarını iterek yüksek sesle taze yeşilliklerini satan kadın seyyar satıcılara, bir şarkıdan belki karavelasında yeni filizler ve baharatlar getiren bir conquistador’a geçmektir. Mekanın ve zamanın içinde, kolektiften mahreme seyahat etmektir; bilgimizin, sorularımızın, tecrübelerimizin, meraklarımızın kesişmesidir. Hiç dikkat etmeksizin attığımız bezelye kabuklarında, domates çekirdeklerinde, turp yapraklarında hazineler gizlidir.”